beden dili ile ilgili kısa hikayeler

Başka bir deyişle, her toplumun kültüründe kullandığı beden dili, kullanım biçimi o kültürün kendine özgüdür. Bu güne kadar beden diline ilişkin yapılan araştırmalar yurt dışı kaynaklı olup kendi kültürlerine uygun bilgiler içermesine rağmen ülkemizde yüz ve beden ifadeleri ile ilgili ve kendi kültürümüzü Kısa sohbetlerde dinleme becerileri ve beden dili de uygun bir biçimde kullanılmalıdır. Sohbetler sırasında iletişimimizin açık, net ve anlaşılır olması temel kurallardan biridir. Bu noktada argo kelimeler kullanmamak, teknik terimlere yer vermemek, cümlelerimizin içinde yabancı dilde kelime veya kısaltmalar kullanmamak bazı ÖNSÖZ Gün içinde tek kelime bile etmeden anlattığımız ve neredeyse her sözcüğe, kullandığımız her cümleye bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde simgesel kodlarla anlamlandırdığımız ve insanlarla kurduğumuz iletişim süreci içerisinde kullandığımız bir dilimiz daha var: Beden Dili. İnsanı diğer Beden dilinin üç ana kullanımının olduğu görülmektedir: 1) konuşmak yerine, bilinçli olarak bedeni kullanma, 2) konuşmayı güçlendirme ve 3) bir yansıtma ya da ruh hali olarak. Vücut dili ile ilgili ilk modern kitap, 350 yıldan daha uzun süre önce ortaya çıktı. John Bulwer’ın “Chirologia ya da Ellerin Doğal Dili Beden Dili Nedir? Canlı bir varlığın mimikleriyle, jestleriyle ve vücut hareketleri ile gerçekleştirdiği sözel olmayan iletişim biçimidir. Beden dilinizi kullanarak gönderdiğiniz işaretler veya sinyaller karşı tarafın bilinçaltında algılandıktan sonra anlamlaşır. Aslında, duygu ve düşüncelerimizi karşı tarafa daha Idée Cadeau Anniversaire Rencontre Pour Femme. kişisel gelişim hikayeleri, kişisel gelişim öyküleri ve başarı hikayeleri ile ilgili haberler ve genel bilgilerin olduğu kategori sayfası 1 Ağaç, 10 Ders – Bilge Ağaç Hikayesi 4 Mayıs 2022 Geliştiren Hikayeler, manşet Kişisel gelişim hikayeleri hepimizi olumlu etkiler ve pozitif bir duygu değişimine yol açar. İçselleştirmek isteyen, hayatına bir nebze de olsa kabul etmek isteyen her insanda bunu gözlemliyoruz. Uzun süre sonra “Bitkilerle Sohbet” isimli kitaptan alıntılayacağımız bu hikayede çıkarılabilecek 10 dersi paylaşmak istedik. Özel ve bir o kadar güzel… Devamını Oku » Mayonez Kavanozu ve 2 Fincan Kahve 25 Haziran 2019 Geliştiren Hikayeler, manşet Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman kişisel gelişim hikayeleri arasından “Mayonez kavanozu ve 2 Fincan Kahve” hikayesini hatırlayınız! Bir gün bir Felsefe profesörü, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar. Öğrenciler hep birlikte kavanozun dolduğunu ifade ederler. Devamını Oku » Hulusi Samim ve Unuttuklarımız 13 Haziran 2019 Geliştiren Hikayeler, manşet Nazilli Tren İstasyonu’nda, treni karşılamak için bekleyen insanların arasındayız. Ankara’dan gelen trenin son vagonundan inen İsmet İnönü, peronda kendisini karşılayan insanların elini sıkarken, bir çocuk ilişir gözüne.. Beş-Altı yaşlarında olan çocuk, elinde testi ve bardakla su satmaktadır. Çocuktan su isteyen İnönü, bardağı teslim ettikten sonra kendisine sorulan bir soruyu yanıtlayıp başını geri çevirdiğinde, çocuğun yerinde olmadığını görür.. İnönü’nün kasabaya gelişinin nedeni, Kurtuluş Savaşı yıllarında Ege dağlarında işgal ordusuna karşı savaşan “Mahmut’un Ali Efe’yi Sultanhisar’daki evinde ziyaret etmektir. Efe’nin evine gelen İnönü’yü bir sürpriz bekler; Nazilli İstasyonu’nun kalabalığında bir an görünüp kaybolan su satan çocuk orada Devamını Oku » Patronum Nereye Ben Oraya! 9 Mayıs 2019 Başarı Yazıları, Geliştiren Hikayeler, manşet İş hayatında iyi bir yöneticinizin olması büyük bir şanstır. Güven ve uyum ilişkisi içinde beraber çalışmak, gerektiğinde danışmak, gerektiğinde inisiyatif almak, ondan yönetim ve liderlik öğrenmek. İş değil, patron seç diye bir söz vardır. Genelde çalışan olarak patronunuzu seçme şansınız enderdir ancak bu söz ne yaptığından çok, kiminle çalıştığının önemini vurgular. Vasat bir şirkette iyi bir yöneticiyle çalıştığınızda, korunur, desteklenirsiniz. Kötü bir yöneticiyle iyi bir şirkette çalıştığınızda sinirlenir, hayal kırıklığı yaşarsınız. İyi bir şirketle iyi bir patron bir araya geldiğinde ise gerçek potansiyeliniz ortaya çıkar. Devamını Oku » Söylemek Kolay ama Yapmak Zordur! 17 Nisan 2019 Geliştiren Hikayeler, manşet Ranga Guru “sen artık ressam oldun Racıçi.. Artık senin resmini halk değerlendirecek” demiş, resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını tavsiye etmiş. Racıçi denileni yapmış ve birkaç gün sonra resmine bakmaya gitmiş… Devamını Oku » Zenginlik Nedir 26 Mart 2019 Geliştiren Hikayeler, manşet Zenginlik üzerine yazılmış binlerce yazı, onlarca kitap bulabilirsiniz. Ancak görüyoruz ki yaşanmış hikayeler bize daha hızlı öğretiyor. Dünyanın en zengin insanlarından biri olan Bill Gates gerçek zenginlik ile ilgili başından geçen deneyimi şu şekilde anlatıyor. Bill Gates’e “Bu dünyada senden daha zengini var mı?” diye sordular.. Gates “Evet benden daha zengini var.” Gazeteci “Peki kim bu?” diye sordular. Devamını Oku » Dibe Vuruşlarımız Olmasa Büyüyebilir miydik? 18 Aralık 2018 Geliştiren Hikayeler, manşet Sizlere harika bir örnek vermek istiyorum. Bana müthiş iyi geldi, sizlerle de paylaşmalıyım. Istakozları bilirsiniz değil mi? Yukarıda fotoğrafı da var. Belki de birçok arkadaşın yakalama gibi deneyimi bile vardır. Istakozlar büyüdükçe, kabuklarının da büyüdüğünü sanırdım. Öyle değilmiş arkadaşlar. Müthiş bir ders aldım.. Devamını Oku » Apartman Yöneticisine Hayatının Dersini Veren Öğrenci 12 Aralık 2018 Geliştiren Hikayeler, manşet Apartmana giren kedilerden rahatsız olan apartman yöneticisi binanın ilan panosuna astığı kağıda aynen şöyle yazar “Kapının kapatılmasına ve kedilerin içeri girmemesine dikkat edilmesi rica olunur.” Yöneticinin hesap etmediği bir şey vardır; aynı apartmanda bir veterinerlik öğrencisinin oturuyor olması! Bina girişindeki “uyarı” notunu gören öğrenci hemen altına hem ahlaki hem de bilimsel bir manifesto niteliğinde aşağıdaki notu iliştirir “Köpek türü günümüzden yıl önce, kedi türü ise yıl önce insan tarafından kendi çıkarları için evcilleştirilmiştir. Köpeği avda kendisine yardım etsin, evi ve sürüyü korusun diye; kediyi iyi bir haşere ve fare avcısı olduğu için evcilleştirmişlerdir. Bu nedenler bu iki hayvan türünün kendi yemeğini bulması ve zor hava şartlarına dayanması çok düşük bir ihtimaldir. Bu artık insanlığın görevidir. Bu nedenle hayvanları korumalı ve beslemeliyiz. Bir kedinin veya köpeğin tekrar ormana dönüp eski vahşi yaşamındaki gibi avlanmasını bekleyemeyiz. Zaten insanoğlu ne bir orman ne de avlanacak hayvan bırakmıştır. Bir kedinin günlük mama ihtiyacı 75 gramdır ve hava soğudukça daha da artmaktadır. Çünkü kediler vücutlarını ısıtabilmek için çok fazla kalori harcarlar. Eğer yeterli besin alamazlarsa kendi vücutlarını ısıtamaz ve donarak ölürler. Bu nedenle üşüyen bir hayvanın apartmana girmesi ve çıkmak istememesi çok normaldir. Aynı şekilde kediler araba motorlarına da ısınmak için girerler. Lütfen motoru çalıştırmadan önce bunu kontrol edin. Ancak bu durumları hayvana yeterli besin vererek ve kötü havalarda içinde saklanabileceği kutular yaparak çözebiliriz. Sitemizin bahçesinde çok fazla kedi bulunmaktadır. İnsanoğlunun sebep olduklarını düzeltmek her insanın borcudur. Lütfen bu konularda hassas davranalım. Lütfen bu konuda yardımcı olmasanız bile hayvan yardımına koşanlara engel olmayınız. Dünya sadece insan için yaratılmamıştır, unutmayınız. Veteriner hekim öğrencisi. Daire 3.” Açılmayan Kanatlar Uçmayı Bilmez 28 Kasım 2018 Geliştiren Hikayeler, manşet Ördek sürüsünde büyüyen yavru kartalın hikayesini bilir misiniz? Bir avcının kartal yumurtasını yuvasından alıp ördek yumurtalarının arasına yerleştirmesi ile başlar hikaye… Yavru kartal, ördek kardeşlerinin yanında hiçbir zaman kendini ailesine “ait” hissedemez, kardeşleri de onu kendilerine benzemediği için sürekli küçümser, alay konusu haline getirirler. Yavru kartalın, kardeşlerinden farklı olarak içinde derinlerde bir yerde uçabileceğine dair bir içgüdüsü, engin bir özgürlük duygusu vardır. Ama o bunu görmezden gelir. Denemez bile. Çünkü o ördektir ve ördekler uçamaz. Denemeye kalksa bile, farklı olduğunu iyice ortaya çıkaracağı için, bu, onun daha da dışlanmasına neden olabilir. Devamını Oku » Daha uzağı görmek için, daha derine inin! 11 Kasım 2018 Başarı Yazıları, Geliştiren Hikayeler, manşet Bazen başarısızlıklar ve şanssızlıklar bizi belli bir yöne iter. Bir kapı kapanır diğeri açılır. Her girdiğimiz kapının ardında yeteneklerimizi en iyi şekilde kullanacağımız fırsatlar karşımıza çıkar. 1996’dan beri New Yorker’da yazan Malcolm Gladwell’i en çok satan kitapları sayesinde tanıyoruz. Kıvılcım Anı, Çizginin Dışındakiler, Köpeğin Gördüğü, Göz Kırpma gazetecinin karmaşık konuları renkli örneklerle son derece basit, anlaşılır ve akıcı bir dille anlattığı başarılı eserler. Gladwell’in başarısı hemen her konu ile ilgili varsayımlarımızı ya da bildiğimizi zannettiklerimizi verilere dayandırarak metodik bir şekilde çürütmesi ve alışılagelmiş düşüncelere büyük bir ustalıkla meydan okuması. Senede 5-6 kez tüm gününü New York Üniversitesi’nin kütüphanesinde geçirmekten hoşlanan Gladwell rastgele önüne gelen her şeyi okuyor ve birçoğumuzun atladığı detayları yakalayarak dünyaya bakışımızı değiştirecek teoriler üretiyor. Devamını Oku » BAŞARININ SIRRIAdamın biri tek başına parkta oturuyor, başı ellerinin ara­sında kara kara düşünüyordu. İşleri bozulmuş, iflasın eşiğinde bir işadamıydı kendisi. Ne yaparsa yapsın bir türlü durumu düzeltemiyordu. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamı­yordu. Zaten parka da can sıkıntısını biraz hafifletmek için sırada önünde yaşlı bir adam durdu “Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle paylaşmak ister misin?” diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, “Sana yardım edebilirim.” dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamı­nın adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi “Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al!” dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden elinde çek öylece kalakaldı. Neden sonra elin­deki çeke bakmayı akıl edebildi. Bir an gözlerine inana­madı. Çekte yüz bin dolar yazıyordu ve imza ise ülkenin önde gelen zenginlerinden birine aitti.“Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim” diye düşündü ilkin. Ardından bir yıl sonra borcunu geri ödeyeceğini düşünerek çeki boz­durmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Küçük büyük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işle­ri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koya­ zamanda ise borçlarından tümüyle kurtul­muştu; hatta para kazanmaya başlamıştı. Tüm bir yıl bo­yunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka saatin gelmesini bekle­di. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiği­ni gördü. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü pay­laşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire “Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi ra­hatsız etmemiştir!” dedi. “Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisi­nin çok zengin biri olduğunu söylüyor.” diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte şaşkın bir şekilde öylece donup kaldı. Bütün bir yıl boyunca arkasında yüz bin dolar olduğuna inana­rak işler almış, yapmış ve satmıştı. Birden, hayatının akı­şını değiştiren şeyin para olmadığını fark etti. Hayatını değiştiren şey yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve sırrı, kasamızda duran değil, kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek GÖZE ALMAKEski zamanlarda bilge bir kral vardı. Kral maiyetinden bi­rine önemli bir görev verecekti. Çok sayıda kişi bu göreve talipti ve kral bir seçim yapmak durumundaydı. Nihayet adaylar için bir imtihan adayların sarayın dış kapısının önünde toplan­malarını emretti. Kapı çok büyük ve ağırdı; tek bir kişinin bu kapıyı açıp kapatması söz konusu bile değildi. Kral maiyetine seslendi “Kapıyı kim açabilirse görev onun­dur!” bazıları “açamayız” der gibi başlarını salladılar. Peşin hükümlü olmayan diğerleri ise kapıyı daha yakından incelemek istediler; fakat neticede onlar da kapıyı açamayacaklarını sırada kralın lordlarından biri kapının yanına gitti; dikkatlice kapıyı yokladı ve sonunda bütün gücüyle ka­pıya yüklendi. Kapı ağır ağır açılmaya başladı, insanlar şaşkınlıkla bakakalmışlardı. Bu nasıl olabilirdi? Aslında durum göründüğü kadar karmaşık değildi. Kral, önceden kapının arkasına gizlice bir düzenek yaptırmıştı ve bu sa­yede kapının tek bir kişi tarafından açılabilmesi mümkün olmuştu. Kral bu sayede adaylardaki deneme isteği ve yürekliği açığa çıkarmak lordu yanına çağırdı ve ona şöyle dedi “Sadece gördüklerine ve işittiklerine bağlı kalmadan kendi gücü­nü devreye soktuğun ve denemeyi göze aldığın için sa­raydaki görevi sen alacaksın.”KİM KAZANACAKBir Kızılderili kabilesinde yaşlılardan biri kabilenin ço­cuklarına eğitim veriyordu. Onlara dedi ki“İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş… İki kurt arasında… Bu kurtlardan birisi korkuyu, öfkeyi, kıskanç­lığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibiri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, ya­lanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor. Diğeri ise zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçakgönüllülüğü, ne­zaketi, yardımseverliliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor. Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde… “Çocuklar anlatılanları anlamak için bir dakika dü­şündüler ve içlerinden biri yaşlı Kızılderili’ye sordu“Hangi kurt kazanacak?”Yaşlı Kızılderili kısaca cevap verdi“Beslediğiniz… “ Temmuz 22, 2018 Zengin bir iş adamının bahçesinde, yan yana dikilen iki limon ağacı vardı. Mayıs ayı sonlarında açan limon çiçekleri, bütün bahçenin havasını bir anda değiştirir ve apartmanlara hapsedilmiş insanlara baharın geldiğini müjdelerdi. Ancak limon ağaçlarından biri, diğerinden cılız ve şekilsizdi. Bu yüzden büyük ağaç her fırsatta onu küçümser ve tepeden bakardı. Ev sahibi de küçük boylu limon ağacından ümit kesmiş görünüyordu. Ona göre ağaç, bu gidişle kuruyup ölecekti. Bu yüzden de onu fazla sulamaz ve bakımını yapmayı pek istemezdi. Günün birinde esen sert bir poyraz, karlı dağların yamaçlarındaki bir grup çiçek tohumunu iş adamının bahçesine uçurdu. Fakat bahçenin her tarafı parsellenmiş, sadece limon ağaçlarının altında yer kalmıştı. Bir an önce filizlenmek zorunda olan tohumlar, limon ağaçlarının yanına gelerek onların altında yeşermek için izin istedi. Büyük ağaç, iyice kasılarak —Böyle bir şey asla mümkün olamaz, diye atıldı. Bizler kuru kalmayı pek sevmeyiz. Eğer dibimde çoğalırsanız, suyu emip beni kurutursunuz. Aslında büyük ağacın çekindiği başka bir şey daha vardı. Çiçekler rengarenk açtıklarında, limon ağacının sarıya çalan beyaz çiçekleri sönük kalacak ve bahçe sahibinin gözündeki değeri azalabilecekti. Oysa ki ağacın, kendinden güzel olanlara hiç mi hiç tahammülü yoktu. Küçük ağaç, uzun boylu arkadaşının tohumlara verdiği cevabı beğenmemişti. Çünkü o, kendisine hayat verenin, o hayat için gerekli olan suyu da vereceğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden, aklına bile gelmiyordu susuzluk. Tohumların teklifini kabul ederken —Sizlerle birlikte olmak, bana mutluluk verir, dedi. Böylelikle yalnızlık da çekmeyiz. Büyük ağaç bu işten hoşlanmamıştı. Fakat küçük olanı —Güzel yaratılanlardan kimseye zarar gelmez, diye tekrarlıyordu. Güzellerden güzellikler doğar sadece. Küçük limon ağacı altında filizlenen tohumlar, bir kaç hafta içinde cennet çiçekleri gibi açıp bütün bahçenin göz bebeği haline geldi. Bu arada ağaç, elinden geldiği kadar kendilerine yardımcı olmaya çalışıyor ve çiçeklerin sevdiği yarı güneşli ortamı sağlamak için, eski yapraklarını döküyordu. Çiçekler, kısa bir süre sonra mis gibi kokular yaymaya başladı. Bahçe sahibi, o ana kadar hiç duymadığı bu kokunun nereden geldiğini araştırdığında, davetsiz misafirleri bularak hayrete düştü. Adam, ancak rüyalarında görebildiği bu çiçeklerin güzelliğini devam ettirebilmek için sabahları artık daha erken kalkıyor ve onları en kaliteli gübrelerle besleyip bol bol suluyordu. Küçük limon ağacı, köklerinin en ince ayrıntılarına kadar ulaşan bu suları çiçeklerle birlikte içiyor ve büyük bir hızla serpilip büyüyordu. Çiçekleri sevgiyle kucaklayan ağaç, ertesi bahara kalmadan o civarın en büyük ağacı haline geldi ve birbirinden güzel kelebeklerin ziyaret yeri oldu. Daha sonra da kendi çiçeklerini açarak bahçenin güzelliğine güzellik kattı. Şimdi küçük ve yalnız kalmış olan limon ağacı ise, komşusuna duyduğu kıskançlıkla için için kuruyordu. eğitim öğretim ile ilgili belgeler > Hikayelerden Seçmeler, Öyküler, Kısa Hikayeler AFFETMENİN ÖNEMİ, AFFETMEK, BAĞIŞLAMAK HİKAYELERDEN SEÇMELER, SEÇME ÖYKÜLER, KISA HİKAYELER Bir gün trenle seyahat eden birisi tesadüfen son derece huzursuz olan genç bir adamın yanına oturmuş. Bir sure sonra, genç adam, uzak bir hapishaneden henüz çıkmış bir mahkum olduğunu açıklamış. Mahkumiyeti ailesine o kadar utanç vermiş ki, ne ziyaretine gelmişler, ne de bir mektup yollamışlar. Ama fakir oldukları için seyahat edemediklerini, cahil oldukları için mektup yazamadıklarını umuyor; her şeye rağmen kendisini affetmiş olmalarını hayal ediyormuş. Ailesinin işini kolaylaştırmak için, kendilerine mektup yazıp tren kasabanın eteklerindeki çiftliklerinden geçerken bir işaret koymalarını söylemiş. Ailesi kendisini affetmişse, raylara yakın bir elma ağacına beyaz bir kurdele bağlayacaklarmış. Eğer bilgi kendisinin geri dönmesini istemiyorlarsa, hiç bir şey yapmayacaklar, o da trende kalıp Batıya gidecek, belki de bir serseri olacakmış. Tren, kasabasına yaklaşırken heyecanı o kadar artmış ki, pencereden dışarı bakmaya cesaret edemiyormuş. Kompartıman arkadaşı kendisiyle yer değiştirip onun yerine elma ağacına bakacağını söylemiş. Bir dakika sonra elini genç mahkumun koluna koymuş, “Şuraya bak” demiş. Göz pınarlarında biriken yaşlarla gözleri parlıyormuş. “Her şey yolunda, bütün ağaç bembeyaz kurdelelerle bezenmiş”. O anda bir ömrü zehirleyen tüm acılar, adeta, birden dağılmış, kaybolmuş. “Affetmezseniz sevemezsiniz. Sevgisiz hayat da anlamsızdır “HİKAYELERDEN SEÇMELER, ÖYKÜLER, KISA HİKAYELER ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN >>>TIKLAYIN>>TIKLAYINYorumu çok teşekkür ederim D saolun ->Yazan Emre kiremit XD. 14. **Yorum** ->Yorumu Çok teşekkür ederim ödevim için çok güzel bir hikaye her sitede aynıyken bu sitede farklı YAŞA BİLGİ YELPAZESİ ->Yazan GDGXZ. 13. **Yorum** ->Yorumu Çok teşekkürler ya çok isieme yaradı çok fefkuladeydi - - - - - - ->Yazan betul.. 12. **Yorum** ->Yorumu Ödevimi yaptım oh ya harikasını teşekkür ederim canlarım benim sizi seviyorum... ->Yazan Minel örer. 11. **Yorum** ->Yorumu ya inşallah öğretmenim benim yazmadığımı anlar tşk ->Yazan sevo. 10. **Yorum** ->Yorumu çook tesekkürrler 1000000000 aldımm yuppi harikasınız ->Yazan beyza. 9. **Yorum** ->Yorumu gerçekten çoooook işime yaradı ellerinize sağlık ->Yazan öykü.. 8. **Yorum** ->Yorumu çoooook işime yaradı çok saolun ->Yazan su. ->Yazan ömer ->Yorumu çok isime yaradi saolun perojemin son günü güzel bir yazi buldum. ->Yazan refika ->Yorumu tesekkür ederim çok yardiminiz oldu. ->Yazan kübra sandikçi ->Yorumu isime çok yardi teseküRRRR ederim. ->Yazan mavis ->Yorumu Çokk tesekkür Ederim yararli ;. ->Yazan Kübra ->Yorumu benim isime çok lazim oldu çok çok tesekkürLERRRRRRR....... ->Yazan selin ->Yorumu çok tesekkürlr bst isime yradi tam aradigim gibi. ->Yazan mervis ->Yorumu tesekkür ederim size arkadaslar isime yaradi nedsem bilmiyorum yani çokkkkkkkkk tesekkürrrrrrrrrrrrrrrr. >>>YORUM YAZ<<< Aşırı fedakarlık, değiştirme gayretinin tam tersidir. Bu tür insanlar kendi istek ve arzularının dışında, başkalarının onlardan beklediği şekilde davranmaya insanlar genelde çevreye uyumlu ve hatta iyi insan imajı verirler. Kendileri dışında herkesle barışıktırlar. Çoğunlukla patladıklarında da yıkıcı ve sert eşler birbirlerine, çocuklarına ya da arkadaşlarına aşırı fedakarlık yapmaktadırlar. Ve sonuçta sonu bitmek bilmeyen şikayetler ve senin için saçımı süpürge ettim güzelliğim, gençliğim gitti, saçlarım döküldü şeklinde sızlanmalar su yüzüne ölçülü olmak ve bir gün haşamıza kakılacak/ya da başlarına kakacağımız davranışlardan kaçınmaktır; dengeyi bulmaktır. … meli … cek … cak’lı konuşmakYanlış arkadaşlarımızdan birisi de …meli, …malı, …cek, … cak’lı konuşmaktır…. meli,… malı yaşamakçoğunlukla dertsiz başımıza dert almaktır. Dünyayı kendimize uydurmaktan ve kendi yeteneklerimizi gölgelemekten başka bir şeye hizmet etmez. Olayları olduğu gibi görebilmek, olayları istediğimiz gibi görebilmekten daha gerçekçi ve olgunca bir konuşma örnekleri bunlara örnek Her zaman Her zaman yanımda Bana ihanet Hiç hata Mükemmel olmaya Herkes beni sevmeli ve saymalı-> Kimse benim hakkımda İle İlgili Kısa Hikaye – Bir Annenin FedakarlığıBebeğimi görebilir miyim?” dedi yeni anne. Kucağina yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağını açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya basladı. Bebeğin kulakları yoktu. Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu. Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; Ağlayarak “Büyük bir çocuk bana ucube dedi.”Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi; eğer insanların arasına karışmış olsaydı. Annesi, her zaman ona “Genç insanların arasına karışmalısın” diyordu, ancak aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu ile ilgili görüştü; “Hiçbir şey yapılamaz mı?” diye sordu. Doktor “Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir” dedi. Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya baslandı. İki yıl geçti bir gün babası “Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır” çok basarılı geçti. Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat geçmisti, bir gün babasına gidip sordu“Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım. Bir şey yapabilecegimi de sanmıyorum” dedi. Babası, “fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil.” Bu derin sır yıllar boyunca bir gün açığa çıkma zamanı geldi. Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşça annesinin başına elini uzattı; Kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye dogru itti; annesinin kulakları yoktu.“Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu” diye fısıldadı babası “..vehiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?”Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir,ancak kalptedir!Gerçek mutluluk, gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir!”Fedakarlık İle İlgili Kısa Hikaye – Mimar ve KertenkeleJapon mimarlarından biri evini baştan aşağı yeniliyordu. Tamirat esnasında söktüğü kapılardan birinin duvarla irtibatlı bölümünde, iç kısmında, iki tahta arsında sıkışıp kalmış bir kertenkele buldu. Biraz daha dikkatle bakınca kertenkelenin canlı olduğunu fark etti. Onu oradan kurtarmaya çalışırken bu kez kertenkelenin bir ayağından duvara çivilenmiş olduğunu yıl önce yapılan eve kapısı takılırken dışarıdan çakılan bir çivi, o an kapıyla duvar arasında bulunan kertenkelenin ayağına isabet etmiş olmalı diye düşündü Japon nasıl olmuştu da bu kertenkele, bir santim boyu bile kıpırdayamadığı bu karanlık duvar boşluğunda on yıldır canlı kalmayı başarmıştı?Mimar, tamirat işlerini bir kenara bırakarak kertenkeleyi izlemeye başladı. Bu kertenkelenin sadece havayla beslenmediğine göre, bunca yıl yaşamını nasıl sürdürebildiğini merak süre sonra duvar boşluğunda bir hareket oldu. Japon mimar, nereden çıktığını fark edemediği başka bir kertenkelenin geldiğini gördü. Gelen kertenkele, yerinden kıpırdayamayacak halde olana ağzında yiyecek kertenkele diğerinin belki annesiydi, belki eşi, belki de arkadaşı Kim bilir? Ama bilinene bir şey var ki aralarındaki güçlü sevgi, birinin bıkıp usanmadan diğerini hayatta tutabilmek için ona yiyecek taşımsına neden olmuştu. Temmuz 22, 2018

beden dili ile ilgili kısa hikayeler