bedri rahmi eyüboğlu sevda üstüne şiiri

Karanlıktayüzüne bin mumluk lamba tutulmuş. Gözleri, yüreği kamaşmış insandır. Aptaldır, hastadır, kahramandır. Bütün kitapları yakmalı. Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır. İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler. Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar. Bir tek meyve veren dalı keserler. Öyküsünü kendisinin anlattığı bir şiiri var. Yazılmasına neden olduğum bir şiir: Bu şiiri, benim 1967’de yayınlanan “Mimarlıkta Eleştiri” betiğimin 1968’de Türk Dil Kurumu Eleştiri ödülünü alması üzerine coşkulanarak yazmış Bedri Rahmi Eyüboğlu. Bunu da Cumhuriyet güncesinde anlatmış 5-6 yıl sonra Ah bu türküler, köy türküleri. Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak Hilesiz hurdasız, çırılçıplak. Dişisi dişi, erkeği erkek. Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara. Bıçağı bıçak. Ah bu türküler, köy türküleri. Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi Kiminin reyhasından geçilmez. Kimi zehir, kimi zemberek gibi. 1913 Görele 1929 İstanbul Resim sanatında D grubunda yer alır 1937 Akademi öğretim görevlisi, sonra profösör 1941 Yaradana Mektuplar, ilk şiir kitabı 196-1963 Amerika Varlık (1946), Yeditepe (1950-1952) ve Cumhuriyet gazetesi Bedri Rahmi, resimle şiiri kaynaştıran bir sanatçıdır. Bu özelliğini resim ve şiirlerinde görmek olası. O bir bakıma Değirmenmisali döner başım. Sevda değil bu bir hışım. Gel gör beni darmadağın. Tel tel çözülüp kalmışım. Yar yar Canımın çekirdeğinde diken. Gözümün bebeğinde sitem var. Kaynak: Karadut 69. Bedri Rahmi Eyüboğlu. Idée Cadeau Anniversaire Rencontre Pour Femme. bedri rahmi, bedri rahmi eyüboğlu, bedri rahmi eyüboğlu şiirleri, bedri rahmi şiirleri, sevda üstüne, bedri rahmi eyüboğlu hayatı, bedri rahmi kimdir, Sevda Üstüne - Bedri Rahmi Eyüboğlu Sevda Üstüne Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır Kitaplara göre insan Karanlıkta yüzüne bin mumluk lamba tutulmuş Gözleri, yüreği kamaşmış insandır Aptaldır, hastadır, kahramandır Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe Yürek mi derler Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar Bir tek meyve veren dalı keserler İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı Esti mi rüzgar bir değil milyonlar için esmeli Bir tek meyve veren dalı kesmeli İnsan dediğin derya misali Üstünde milyonlarca dalga İçinde kıyametler kopmalı İnsan dediğin derya misali Uçsuz bucaksız olmalı. Gel çıkalım sevgilim gel Gel kurtulalım birler hanesinden Çekelim gidelim bir uçtan uca Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar Sevelim sevelim sevelim Sevebileceğimiz kadar Bedri Rahmi Eyüboğlu Bedri Rahmi Eyüboğlu HAYATI 1911 - 1975 Görele'de Eyül 1975'te İstanbul'da öldü. Ailesinin beş çocuğundan ikincisidir. Trabzon Lisesi'nde okurken,1927'de bu okula resim öğretmeni atanan Zeki Kocamemi'nin öğrencisi oldu. Onun derslerinin etkisi ve okul müdürünün özendirmesiyle 1929'da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'ne şimdi Mimar Sinan Üniversitesi girdi. Burada Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı'nın öğrencisi eğitimini bitirmeden, ağabeyisi Sabahattin Eyüboğlu'nun yanına Paris'e gitti. Orada André Lhote'un yanında resim çalıştı. Daha sonra evleneceği Rumen asıllı eşi Eren Eyüboğlu ile de burada tanıştı. Yurda döndükten sonra 1934'te D Grubu'nun dördüncü sergisine otuz resmi ile katıldı. İlk kişisel sergisini de aynı yıl Bükreş'te katıldığı Akademi'nin diploma yarışmasında üçüncü oldu. Bu derece ile mezun olmak istemediği için bir yandan diploma yarışmasına yeniden hazırlanırken, bir yandan da bir süre Çerkeş demiryolu yapımında çevirmenlik yaptı, Tekel Genel Müdürlüğü'nde diploma yarışmasında Hamam adlı kompozisyonuyla birinci oldu. Aynı yıl Moskova'da düzenlenen Çağdaş Türk Sanat Sergisi'ne Cemal Tollu'yla birlikte Akademi'nin Resim Bölümü Şefi Léopold Lévy'nin asistanı oldular. Bedri Rahmi birçok ressamın katıldığı CHP'nin kültür programı çerçevesinde resim yapmak için 1938'de Edirne'ye,1941'de de Çorum'a gitti. Bu dönem resimlerinde köy manzaraları, köy kahveleri, faytonlu yollar, iğde dalı takmış gelinler gibi Anadolu'ya özgü görünümler egemendir. 1940'lardan sonra duvar resimlerine yöneldi. İlk duvar resmini 1943'te İstanbul'da, Ortaköy'deki Lido Yüzme Havuzu için İstanbul'da özel bir atölye ve galeri Ankara'da sanatının o güne kadarki bütün dönemlerini kapsayan bir sergisi düzenlendi. Bedri Rahmi aynı yıl bir kez daha Paris'e gitti ve İnsan Müzesi'nde Musée de I'homme ilkel kavimlerin sanatını inceledi. Bu incelemeleri 'güzel'in aynı zamanda 'yararlı'da olabileceği, 'yararlı' olmanın 'güzel'in gücünü eksiltmeyeceği düşüncesine ulaşmasına yol açtı. Bu düşünce ise onun bundan sonraki sanat görüşünü tümüyle etkiledi, yönlendirdi. Bedri Rahmi 1928'de daha lise öğrencisiyken şiir yazmaya başlamıştır. Şiirlerine,1933'ten sonra Yeditepe, Ses, Güney, İnsan, İnkılapçı Gençlik ve Varlık dergilerinde yer başlayarak çeşitli şiir kitapları yayımlanmıştır. Halk edebiyatının masal, şiir, deyiş gibi her türüne karşı duyduğu hayranlık, şiirlerine de yansımıştır. Halk dilinden ve şiirinden aldığı öğeleri kendine özgü bir biçimde kullanarak halk diline yaklaşma çabasını sonuna dek götürmüştür. Bu nitelikleriyle şiirleri, resimleriyle büyük bir benzerlik gösterir. Akıcı, rahat bir dille kaleme aldığı gezi ve deneme yazılarında ise sürekli gündeminde olan halk kültürü, halk sanatı konularındaki görüşlerini sergilemiştir. Bedri Rahmi Eyüboğlu ESERLERİ Resim Paris,1930; Mustafa Eyüboğlu,1933; Yazılı Natürmort,1936; Salı Pazarı,1938; Eren,1940; Nallanan Öküz,1947; Düşünen Adam,1953; Köylü Kadın Tren-Yataklı Vagon , İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Karadut Satıcısı,1954; Çömelmiş Köylü,1972; Ankara'nın Kavakları,1973; Mor Takkeli Hacı,1974; Son Kahve,1975; Anadoluhisarı, Ankara Resim ve Heykel Müzesi; Çıplak; Ev İçi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi; Han,1975; son resmi. Duvar Resmi Lido Yüzme Havuzu'nda duvar resmi; 1943, Ortaköy/İstanbul; Hilton Oteli'nde duvar resmi; Divan Oteli'nde duvar resmi. Mozaik Pano Uluslararası Brüksel Sergisi için mozaik pano,1958; Nato yapısında mozaik pano,1959, Brüksel; İşçi Sigortaları Hastanesi'nde seramik pano,1959, Samatya/İstanbul; Etibank yapısında seramik pano, Ankara; Marmara Oteli'nde mozaik pano, Ankara; Vakko Fabrikası'nda mozaik pano, Topkapı/İstanbul. Duvar Kabartması Manifaturacılar Çarşısı'nda duvar kabartması, Unkapanı/İstanbul; Aksu İşhan'ında duvar kabartması, Karaköy/İstanbul. Şiir Yaradana Mektuplar,1941; Karadut,1948; Tuz,1952; Üçü Birden,1953; Dördü Birden,1956; Karadut 69,1969; Dol Karabakır Dol,1974, tüm şiirleri; Yaşadım, ,1977. Gezi ve Deneme Cânım Anadolu,1953; Tezek,1975; Delifişek,1975; Resme Başlarken, ,1977. Monografi Nazmi Ziya,1937. Resim Albümü Binbir Bedros, ,1977, Karadut, ,1979; Babatomiler, ,1979. Kaynak MazeretimsiirdirCom Güncelleme Sevda Üstüne Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır Kitaplara göre insan Karanlıkta yüzüne bin mumluk lamba tutulmuş Gözleri, yüreği kamaşmış insandır Aptaldır, hastadır, kahramandır Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe Yürek mi derler Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar Bir tek meyve veren dalı keserler İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı Esti mi rüzgar bir değil milyonlar için esmeli Bir tek meyve veren dalı kesmeli İnsan dediğin derya misali Üstünde milyonlarca dalga İçinde kıyametler kopmalı İnsan dediğin derya misali Uçsuz bucaksız olmalı. Gel çıkalım sevgilim gel Gel kurtulalım birler hanesinden Çekelim gidelim bir uçtan uca Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar Sevelim sevelim sevelim Sevebileceğimiz kadar Bedri Rahmi Eyüboğlu Şairler Şiirler Bütün kitapları yakmalıSevda üstüne ne söylemişlerse yalandırKitaplara göre insanKaranlıkta yüzüne bin mumluk lamba tutulmuşGözleri, yüreği kamaşmış insandırAptaldır, hastadır, kahramandırBütün kitapları yakmalıSevda üstüne ne söylemişlerse bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derlerBir tek yaprak veren dalın boynun burarlarBir tek meyve veren dalı keserlerİnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalıEsti mi rüzgar bir değil milyonlar için esmeliBir tek meyve veren dalı kesmeliİnsan dediğin derya misaliÜstünde milyonlarca dalgaİçinde kıyametler kopmalıİnsan dediğin derya misaliUçsuz bucaksız çıkalım sevgilim gelGel kurtulalım birler hanesindenÇekelim gidelim bir uçtan bir ucaAçalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadarSevelim sevelim sevelimSevebileceğimiz Rahmi EyüboğluBedri Rahmi Eyüboğlu şiirleriPopuler Şairler Şiirler Sevgi Üstüne Şiiri – Bedri Rahmi Eyüboğlu Bütün kitapları yakmalıSevda üstüne ne söylemişlerse yalandırKitaplara göre insanKaranlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuşGözleri, yüreği kamaşmış insandırAptaldır, hastadır, kahramandırBütün kitapları yakmalıSevda üstüne ne söylemişlerse bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derlerBir tek yaprak veren dalın boynun burarlarBir tek meyve veren dalı keserlerİnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı ……………….. BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU BÜTÜN ŞİİRLERİ En Güzel ve Kısa Bedri Rahmi Eyüboğlu Şiirleri Bedri Rahmi Eyüboğlu 1911 yılında Giresun’da doğmuştur. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitime başlayan Eyüboğlu ardından Paris’e gidip resim öğrenimi görmüştür. Eğitimini tamamladıktan sonra ülkemize geri dönen Bedri Rahmi Eyüboğlu, yazma, gravür, seramik, heykel, vitray, mozaik, hat, serigrafi, litografi gibi birçok alanda eserler üretmiştir. Özellikle şiir konusunda çok başarılı bir sanat hayatı olan Bedri Rahmi Eyüboğlu birçok eser üretmiştir. Eyüboğlu 1975 yılında İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Bu içeriğimizde sizler için en güzel ve kısa Bedri Rahmi Eyüboğlu şiirlerini derledik. 1. Karadut 2. Arkadaş Dökümü 3. Çakıl 4. Sevgi Üstüne 5. Gitti Gidecek 6. Eskici 7. Sitem... 8. Aşık Veysel'e Selam 9. Sana Büyük Şehirlerden Bahsedeceğim 10. Can Eriği 11. Kara Sevda 12. Kağıt Gemi.. 13. Karınca 14. Bahar ve Biz 15. Gitti Gider Bedri Rahmi Eyüboğlu Şiirleri; 1. Karadut Karadutum, çatal karam, çingenem Nar tanem, nur tanem, bir tanem Ağaç isem dalımsın salkım saçak Petek isem balımsın ağulum Günahımsın, vebalimsin. Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan Yoluna bir can koyduğum Gökte ararken yerde bulduğum Karadutum, çatal karam, çingenem Daha nem olacaktın bir tanem Gülen ayvam, ağlayan narımsın Kadınım, kısrağım, karımsın. 2. Arkadaş Dökümü Evvela dişlerimiz döküldü Sonra saçlarımız Arkasından birer birer arkadaşlarımız Şu canım dünyanın orta yerinde Yalnız başına yapayalnız Kırılmış kolumuz, kanadımız Tatlı canımızdan usanmışız Bir şüphedir sarmış yüreğimizi Ya kendini aldatıyor demişiz ya bizi Bir şüphedir demir atmış ciğerimize Pamuk ipliği ile bağlamışlar bizi Düğüm üstüne düğüm şöyle dursun Bir çalım bir kurum hepimizde Nereden inceyse oradan kopsun Bu canım dünyanın orta yerinde Hayvanlar kadar bağlanamamışız birbirimize Yalan mı? Gözünü sevdiğim karıncalar İşte Hamsiler sürü sürü Arılar bölük bölük geçer Leylekler tabur tabur Ya bizler? Eşref-i mahlukat! .. Boğazımıza kadar kendi murdar karanlığımıza gömülmüşüz Bizler bölük bölük, bizler tabur tabur Bizler sürü sepet Yalnız birbirimizi öldürmüşüz 3. Çakıl Seni düşünürken Bir çakıl taşı ısınır içimde Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar Bir gelincik açılır ansızın Bir gelincik sinsi sinsi kanar Seni düşünürken Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır Deliler gibi dönmeğe başlar Döndükçe yumak yumak çözülür Çözüldükçe ufalır küçülür Çekirdeği henüz süt bağlamış Masmavi bir erik kesilir ağzımda Dokundukça yanar dudaklarım Seni düşünürken Bir çakıl taşı ısınır içimde. 4. Sevgi Üstüne Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır Kitaplara göre insan Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş Gözleri, yüreği kamaşmış insandır Aptaldır, hastadır, kahramandır Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır. İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar Bir tek meyve veren dalı keserler İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli Bir tek meyve veren dalı kesmeli İnsan dediğin derya misali Üstünde milyonlarca dalga İçinde kıyametler kopmalı İnsan dediğin derya misali Uçsuz bucaksız olmalı. Gel çıkalım sevgilim gel Gel kurtaralım birler hanesinden Çekelim gidelim bir uçtan uca Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar Sevelim sevelim sevelim Sevebileceğimiz kadar 5. Gitti Gidecek Sevmek Güzel meslek Ama zor Can dayanıyor Dayanmasına Ama yürek Gitti gidecek 6. Eskici Eskiden yeterdim kendime Artardım bile Şimdi ne yapsam nafile! ... Ve Kim demiş 'can eskimez' diye Bu can tedirgin tende Can da eskimiş Ben de.. 7. Sitem... Önde zeytin ağaçları arkasında yar Sene 1946 Mevsim Sonbahar Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim Dalları neyleyim. Yar yollarına dökülmedik dilleri neyleyim. Yar yar!..Seni kara saplı bir bıçak gibi sineme sapladılar Değirmen misali döner başım Sevda değil bu bir hışım Gel gör beni darmadağın Tel tel çözülüp kalmışım. Yar yar Canımın çekirdeğinde diken Gözümün bebeğinde sitem var 8. Aşık Veysel'e Selam İki gözünde iki zindan On parmağında on çeşme nur Yüreği yanmış tutuşmuş Sıvas'tan bir aşık gelir. Kara diken tırmalama yüzünü Deli poyraz köstekleme hızını Dağlar taşlar incitmeyin dizini Yedisinde kaybetmiş iki gözünü Sıvas'tan Aşık Veysel gelir. Sekizinde düzenlemiş sazını Dokuzunda düşmüş garip yollara Sazına banmış sözünü Acısını, sızısını ekmeğine katık etmiş Pençe vurup sarı teli inletmiş Dağlar çiçek açmış Veysel dert açmış Elinde sazı var dut dalından Bir kara gün dostu tutmuş elinden Dağlar taşlar hoşnut kalmış dilinden Yol verin ağalar yol verin beyler Bu gelene Veysel derler. Saz petek misali, söz de bir arı Beraber uğraşıp yapmışlar balı Veysel bu sırra mazhar olmuş İki sanat bir gönülde birleşmiş Samanlık seyran olmuş. Ama sadece sanat sevgisi mi dersin Veysel'i Veysel eden? Usta olmak yeter mi dersin sazın sapına kadar? İşin içinde zokayı yemek var Yedisinde kaybetmese iki gözü Ne tadı kalırdı şu beytin ne tuzu Kuş olsaydın kurtulmazdın elimden Eğer görse idim göz ile seni... 9. Sana Büyük Şehirlerden Bahsedeceğim sana büyük şehirlerden bahsedeceğim. en büyük camiler orada kurulur, en küçük mezarlar orada kazılır en kara yazılar orda dizilir. yüksek minarelerde sela verilir, civar hanelerde zina edilir. büyük şehirlerde yalan söylenir, halbuki küçük köylerin mezarlığı bile yoktur. büyük şehirlere bağlanma mehmedim. öyle bir şehre yerleş ki, küçük olsun fakat bizim olsun. sokaklarında tanımadık yüz, ensesine şamar atmayacağın kimse dolaşmasın. her ağacına elin, her karış toprağına terin değsin. ve kuytu evlerden birinde senden habersiz ölenler olmasın. 10. Can Eriği Bir kelime buldum çın çın öter; Adı candır. Bir erik kopardım can dalından; İçi can dolu, Adı can, yaprağı can, lezzeti candır. Bir gölge düştü önüme dedi ki Bir yüküm var benden ağır Bir yüküm var beni taşır Adı candır. Toprak dedi ki Can Allahın yongasıdır Fakat ben bir deri bir kemik kaldım. Bir de misafirim var adı candır. Işık dedi ki Renklerden, kokulardan, Seslerden önce koşup geldim İnsanoğluna nur topu gibi Bir müjde getirdim, Adı candır. 11. Kara Sevda ...ve nihayet gelip çattı Bir dilimi zehir zıkkım Bir dilimi candan tatlı. Masallarla indi yere Sebil oldu cümle hikayelere kara kara kazanlarda kaynadı Diyar diyar al kanlara boyandı Türkülerde ateş alev yandı tutuştu Gördes kiliminde nakış Minyatür bahçelerinde suret kesildi. Ve nihayet gelip çattı Elveda belirsiz bedava sevince Uçan kuşa eşe dosta elveda Bütün haşmetiyle gelip çattı Bir dilimi zehir zıkkım Bir dilimi candan tatlı. 12. Kağıt Gemi.. Kağıttan bir gemi yaptım küçücük Ya 5 öpücük sığar içine Ya 10 öpücük Kız kardeşim 10 öpücük batar bu gemi dedi Sen misin 15 öpücük Anam sakın denize atma dedi Doğru havuza Sen misin Doğru denize, Ama ıslanmasıyla batması bir oldu. Bir gemi daha yaparım ne çıkar Hem bu sefer öpücük yerine Sunturlu birkaç küfür Daha birkaç gemi yaparım Çok şükür.. 13. Karınca ulan karınca 46'ncı kata nasıl çıktın merdivenle mi asansöre mi bindin? ulan insan kendini beğenmiş şaşkın demek senin yaptığını yapabildiğime şaştın bahse girer misin her işte karıncadan üstün olduğuna? insan oğlu güldü sonra 46'ncı katın pencerelerinden birini açtılar ikisi birden atladılar insancık torba kağıdı gibi patlayıverdi kaldırımda kan revan karıncaya gelince acelesi yoktu o daha 42'nci katın önündeydi. 14. Bahar ve Biz Yılda bir kere çıldırır ağaçlar sevincinden Rabbim ne güzel çıldırır. Yılda bir kere uzatır avuçlarını yaprak; Sevincinden titreyerek. Yılda bir kere kendini verir toprak Yılda bir kere yarılır bahçeler hazdan Rabbim ne güzel yarılır. Biz de bir kere sevinebilseydik. Çiçek açmış ağaçlar gibi çıldırasıya. Kimbilir belki bir gün sulh olunca Biz de deliler gibi seviniriz, Ağaçları ve baharı taklit ederiz Renkli bez parçalarıyla donatırız şehri Renkli ampuller asarız pencerelerden Kimbilir belki bir gün sulh olunca Biz de çatır çatır çatlarız binbir yerimizden Ağaçlar gibi. 15. Gitti Gider Gönül, kararın bulurum Ten yıpranır, elden gider. Üstüne kilit vururum, Kul, köle, kurban olurum Can çekişir, elden gider. İki gözüm iki çeşme, Düşerim canın peşine Yar tükenir, elden gider..

bedri rahmi eyüboğlu sevda üstüne şiiri