bağ doku hastalığı bitkisel tedavisi
İçHastalıkları ve Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Didem Arslan TaşDetaylı bilgi almak için ziyaret ediniz. Sağlıklı
Bağdoku hastalıklarına iyi gelen bitkiler Şifalı bitkiler ve faydaları, hastalıklar ve tedavileri, tıp terimleri ve doğal tedavi hakkında bilgiler içeren
Dizekök hücre tedavisi sıvı takviyesi ile giderilemecek, prp tedavisin de yetersiz kalacağı ama cerrahi ameliyatlarında mecburi olmadığı hastalar için uygundur. Kıkırdak, kas ve iskelet sistemi hastalıklarının tedavisinde, doku ve bağ hasarlarının onarımında son derece başarılı sonuçlar veren bir tedavidir.
Ameliyatsızmenisküs tedavisi, Günümüzde hemen hemen bir çok kişide rastlanan menisküs hastalığının tedavisi ameliyat olmadan mümkün olmaya başlamıştır.İlerleyen yaşa, kiloya, yapılan ters hareketlere bağlı olarak ortaya çıkan menisküs yırtılmaları çok fazla ağrıya neden olarak hayatı olumsuz yönde etkilemektedir.
Thursday January 11, 2007. OZON TEDAVİSİ. Ozon, bağışıklık sisteminin zayıfladığı bütün hastalıklarda etkili. Ozon gazı, ciltten emilim yoluyla alındığı zaman hücrenin oksijenlenmesini arttırarak yaşlanmaya neden olan serbest radikalleri engelliyor. Ameliyat sonrası halsizlik durumlarında, kireçlenmelerde, eklem
Idée Cadeau Anniversaire Rencontre Pour Femme. Kaşıntılı ve deriden kabarık plaklarla, bazen de özellikle göz kapakları, dudaklar gibi yumuşak dokuların şişmesiyle ortaya çıkan ürtiker, halk arasındaki adıyla kurdeşen, kadınlarda erkeklere göre iki kat daha sık görülüyor. Altı haftadan kısa süren klinik tablolar akut ürtiker’, altı hafta ya da daha uzun süren klinik tablolar ise kronik ürtiker’ olarak YAŞ GRUBUNDA GÖRÜLÜR?Yaşamlarının belli bir döneminde insanların yaklaşık yüzde 15’inin ve 20’sinin bir akut ürtiker’ atağı geçirdiği belirlenmiştir. Önemli bir sağlık sorunu olan kronik ürtiker’ ise insanların yaklaşık yüzde 1’ini etkilemekte, en sık 20-40 yaşlarında ve kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha sık TEDAVİLERE DİKKATÜrtiker tedavi edilebilir bir hastalıktır. Özellikle akut ürtikerli olguların çoğu antihistamin dediğimiz haplarla ve kısa süreli kortizon kullanımıyla birkaç gün içinde geriler. Yaygın döküntü ve şişliklerin gözlendiği ağır olgularda ilaçlar acil serviste ya da dermatoloji kliniklerinde enjeksiyon yoluyla uygulanır ve hasta bir süre gözlem altında tutulur. Tüm ürtiker hastalarına fiziksel ve psikolojik zorlanmaların aşırı yorgunluk, egzersiz, stres gibi hastalığı kötüleştireceği belirtilmelidir. Bu hastalar sıcak ortamlardan, alkollü içeceklerden, özellikle ağrı kesici, ateş düşürücü, kas gevşetici ilaçlardan ve diğer bitkisel kökenli tedavilerden kaçınmalıdırlar. Tedavide sorun yaratan klinik tablolar, altı haftadan uzun süren kronik ürtiker’ olgularıdır. Kronik ürtikerde de benzer ilaçlar kullanılır, hasta çok iyi izlenir, yanıt alınamayan durumlarda ise ileri basamak tedavi ajanlarına geçilir. Özellikle, son yıllarda ayda bir kez derialtına uygulanan omalizumab, dirençli kronik ürtiker tedavisinde çok etkili olduğu NEDEN ORTAYA ÇIKAR?Akut ürtikerde ilaçlar, enfeksiyon odakları ve besinler özellikle sorgulanmalıdır; bu tip olgularda neden çoğu kez bulunabilir. Kronik ürtikerde de yine enfeksiyonlar, fiziksel etmenler sıcak, soğuk, basınç gibi, bazen besin katkı maddeleri ve vücutta yangı oluşturan çeşitli hastalıklar sorumlu olabilir; hastaların önemli bir bölümünde ise hiçbir neden ortaya konulamayabilir ve bazen de ürtiker çok uzun sürer. Ancak, tüm bu durumların varlığı hastanın iyileşemeyeceği anlamına TEDAVİSİEnder de olsa bir “kronik ürtiker”, gelişebilecek ciddi bir hastalığın romatizmal hastalıklar, bağ dokusu hastalıkları vb. ilk belirtisi olabilir. Tüm bu nedenlerle iyi bir hekim hasta ilişkisi, uygun tedavi yaklaşımları ve düzenli izlem büyük önem taşır. Ürtiker yaşam kalitesini ileri derecede düşüren, önemli bir sağlık sorunudur. Bu hastalık dermatologlar tarafından tedavi edilmeli ve izlenmelidir.
The document has moved here.
Bilimsel Proloterapi Derneği Başkanı Op. Dr. Hasan Doğan, microcerrahi ve ameliyatlarla giderilmeye çalışılan ancak tekrarlama olasılığı yüksek ofis hastalıklarından kurtulmak için ilaç ve cerrahi yöntemlerin dışında, hasar görmüş dokuların, bedenin kendi kendini onaran mekanizmasını harekete geçiren doğal ve kalıcı tedavi yöntemiyle iyileştirmesinin mümkün olduğunu belirtti. Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iş hayatında, sürekli ve aynı şekilde yapılan hareketlerin, elde, bilekte ve dirseklerde ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu ifade ederek, gün boyu bilgisayar başında olan ve mouse kullananların kas ve bağlara orantısız ve dengesiz yük bindirdiğini söyledi. Sinir sıkışması, dirsek, el, bilek ve omuzda ağrı ve de uyuşmaya neden olan iş hastalıklarının başında gelen sorunlardan birinin de mouse hastalığı olduğunu vurgulayan Doğan, "Bu belirtiler dikkate alınmadığında başta, Karpal tünel sendromu, tenisçi dirseği, kaslarda tetik nokta oluşumu, ellerde uyuşma ve sinir sıkışmaları, omuzlarda erken dönem kireçlenmeler görülebiliyor" dedi. Doğan, modern hayatın getirdiği, gün boyu zorunlu yapılan hareketlerin, sürekli aynı pozisyonda kalmanın, kas ve bağlara orantısız ve dengesiz yük bindirdiğini dile getirerek, şunları kaydetti "Sürekli bilgisayar başında oturan gençleri ve çalışanları olumsuz etkileyen mouse hastalığından ağrı kesicilerle kurtulmak mümkün değil. Microcerrahi ve ameliyatlarla giderilmeye çalışılan, iş rutininde tekrarlama olasılığı yüksek mouse gibi ofis hastalıklarından kurtulmak için ilaç ve cerrahi yöntemlerin dışında, ağrıya neden olan hasar görmüş dokuları, bedenin kendi kendini iyileştirme mekanizmasını harekete geçiren doğal ve kalıcı tedavi yöntemiyle iyileştirmek mümkün." - "Bir pozisyonda en fazla 20 dakika durun" Mouse hastalığının, tenisçi dirseği, sinir sıkışması gibi farklı şekillerde ortaya çıkan ofis hastalıklarını önlemek için, çalışma ve yaşam koşulları hakkında bilinçli olmak gerektiğine dikkati çeken Doğan, şöyle devam etti "Bir pozisyonda en fazla 20 dakika durduktan sonra 2 dakika kadar işe ara vermek ya da başka bir işle ilgilenmek daha doğru olacaktır. Bu sürede sıkışmaya maruz kalan sinirler ve damarlara rahatlama şansı vermiş oluruz. Masa başında bilgisayar karşısında oturarak çalışan kişiler, hareketsiz kaldıkları için şekil bozuklukları yaşayabiliyor. Bel ağrıları, omurgada eğrilik gibi rahatsızlıklar oluşuyor. Bel ve sırt ağrılarının, yanlış tedavi ve ilaçlar sonucu sıklıkla tekrarlanabildiğinden rahatsızlıkların nüksetmemesi için önleyici ve kalıcı tedavi olan 'proloterapi' yöntemini tavsiye ediyoruz. Bu yöntemle ağrıya neden olan zayıflamış, yıpranmış bağ ve dokular güçlendirilip, tekrar eski haline getirilir. Yöntemle vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizması harekete geçiriliyor." - "Yöntem vücudun tamirci hücrelerini aktif hale getiriyor" Proloterapi'nin yenilenme ve onarma anlamına geldiğini aktaran Doğan, 1930'lu yıllardan günümüze kadar uygulanan yöntemin özellikle bağ-doku problemlerinde başarıyla uygulanan bir tedavi metodu olduğunu söyledi. Doğan, proloterapinin önleyici ve doğal bir tedavi yöntemi olduğunu anlatarak, hasarlı dokuya proloterapi yöntemiyle enjekte edilen ve özel bir içeriğe sahip olan solüsyonun, hasarlı bölgede vücudun tamirci hücrelerini aktif hale getirdiğini, vücudun kendini iyileştirme sistemini devreye sokan bu yöntem sayesinde doğal bir tedavi uygulandığını vurguladı. Proloterapinin zayıflamış ve eski işlevselliğini kaybetmiş eklemleri, kıkırdakları, ligamentleri ve tendonları güçlendirerek tekrar eski haline getirip onardığına işaret eden Doğan, "Özel bir içeriğe sahip olan solüsyonun hasarlı bölgelere enjekte edilmesiyle vücudun unuttuğu ve ağrıya neden olan bölgeler tekrar uyarılır. Yöntemle sorunlu bölgelere iyileştirici hücrelerin hızla gelmesi sağlanıp hasarlı dokular onarılır" diye konuştu.
Bağ Dokusu Hastalığı Nedir? Romatolojide akla en çok gelen bağ dokusu hastalıkları, teşhisi çok zor konulan bir hastalıktır. Bu rahatsızlıkta insan vücudunun bağ dokuları tutulmaktadır. Bağ dokusu rahatsızlıkları, vücuttaki bütün sistemi tutabilmektedir. Sinir, epitel ve kas dokuları arasında devamlılığın sağlanmasının sorumluluğu bağ dokusuna aittir. Ligamanlara, tendonlara, kıkırdaklara ve kemiklere yapısal anlamda yardımcı olarak, organların kapsüllerinde yer almaktadır. Bununla beraber organizmaların savunmasında ve vücudun korunması konusunda görev yaparlar. Sistemik Lupus Eritematosus, Romatoid Artrit, Sjögren Sendromu, İnflamatuar Kas hastalıkları, Sistemik Skleroderma, Mikst Bağ dokusu Hastalıkları, Relapsing Polikondrit, Çakışma Sendromları, Antifosfolipid Antikor Sendromu en fazla bilinen bağ dokusu hastalıkları içerisinde yer almaktadır. Bağ dokusu hastalıkları, genellikle genç ve orta yaş kadınlarında görülür. Bağ Dokusu Hastalığı Belirtileri Bağ dokusu hastalığı belirtileri; - Kilo kaybı, ateş, iştahsızlık, halsizlik gibi sistemik belirtiler, - Yaygın kas ağrısı, - Eklem ağrıları, - Kas zayıflaması, - Güneşe karşı duyarlılık, - Deride sertleşme, - Anemi, - Baş ağrısı, - Soğuk havalarda burun ucu ve parmaklar gibi renk solukluğu, kızarma ve morarma, - Saç dökülmesi, - Ağızda ve burun içerisinde yara oluşumu, - Reflü, - Yutma zorluğu, - Akciğer ve kalp zarında sıvı toplanması, - Tekrarlayan kıkırdak iltihabı, - Ciltte yaralar, - Akciğer hastalığı, - Böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında bozulmalar, - Tekrarlayan düşükler, - Damar tıkanıklığı gibi belirtiler bağ dokusu hastalığının varlığına işaret ediyor olabilir. Bağ Dokusu Hastalığı Tedavi Yöntemleri Nelerdir? Bağ dokusu hastalıkları için ana tedavi kortizon ilacıdır. Kortizonun dozu, hastalığın şiddetine ve türüne göre ayarlanır. Bununla beraber hastalarda kortizon azaltılırken, rahatsızlık tekrarlamasın diye immunsupresif tedavilere de başvurulmaktadır. Plaquenil adlı antimalarya ilaçları, Sjögren sendromu, Lupus ve Romatoid artrite karşı kullanılmaktadır. Tedavi uzun zamanlı olmaktadır ve yakından takip gerektirmektedir. Antfosfolipid antikor sendorumu adına kan sulandırıcı ilaçların da kullanıldığını belirtmek mümkün olacaktır. Bağ Dokusu Hastalıkları Neden Olur? Bağ dokusu hastalıkları, bağışıklık sistemiyle alakalı hastalıklardır. Bağışıklık sisteminde yanlış çalışma sonucunda vücuttaki dokulara karşı otoantikor adı verilen maddeler üretilir. Bağışıklık sisteminin bu hastalarda neden yanlış çalıştığı tam olarak bilinmemekle beraber kalıtsal şekilde bu hastalıklara yatkın olan kişilerde bu hastalıkların meydana geldiği kabul edilmektedir. Genetik şekilde bu rahatsızlığa yatkın olan bireylerde çevresel unsurlar da bu hastalığın meydana gelmesinde rol oynamaktadır. Bazı kişiler; Lökosit antijen tipleri yani HLA ve HLA dışındaki kimi genlerin bağ dokusu hastalıkları konusunda genetik anlamda yatkınlık sağlamaktadır. Ancak bağ dokusu hastalıklarında sorumlu olabilecek bir gen henüz yoktur. Sistemik Lupus rahatsızlığında Östrojen hormonun, rahatsızlığın ortaya çıkmasında etkileyici bir rol olduğu düşünülmektedir. Bununla beraber ultraviyole ışığı, bağışıklık sistemini etkileyip sistemik lupusun ortaya çıkmasında rolü olduğu kanıtlanmıştır. Bu yüzden Lupus hastalarının güneş koruyucu kremlerle ve giysilerle güneşe maruz kalmamaları tavsiye edilmektedir. Sigaranın, bağışıklık sisteminde bazı farklılıklara yol açıp Romatoid Artritin ortaya çıkmasına neden olabileceği gösterilmiştir. Kimi kronik diş eti enfeksiyonlarının benzer biçimde Romatoid Artritin ortaya çıkmasını kolaylaştırdığına dair kanaatler bulunmaktadır. Prokainamid, Hidralazin gibi ilaçlar, kanda otoantikorlara neden olarak Lupus hastalığının bulgularına yol açmaktadır. Bağ dokusu hastalıklarına neden olabilecek bir başa durum ise mikroorganizmalardır. Ebstein Barr virüsü, Parvovirüs gibi mikroorganizmalar bu hastalıklara sebebiyet verebilir. Bazı toksik maddeler ve psikolojik stresin de bu hastalığın rotaya çıkmasına neden olduğu düşünülmektedir. Bağ Dokusu Hastalıkları Teşhisi Belirtilere bağlı olarak, hastalara fiziki muayene yapıp, hastalık hakkında tanı koyulmaktadır. Kan testleri ile beraber kişinin kanındaki lökosit, hemoglobin ve tombosit değerlerine, kadaki iltihap testlerine, Anti CCP, Romatoid Faktör, ANA ve başka otoantikorlara bakılmaktadır. Böbrek ve karaciğer fonksiyonları adına testler yapılıp, idrar teslerine, el, ayak ve akciğer grafisine bakılmaktadır. Şikayetlere göre ise ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulmaktadır. Kimi zaman kas biyopsisi, böbrek biopsisi gibi biopsi türlerine gereksinim duyulabilir. Sistemik rahatsızlıklar oluşuyla beraber başka branş uzmanlarıyla konsültasyonlar yapılabilmektedir. Bu şekilde bağ dokusu hastalıklarının teşhisi konulabilmektedir. Bağ Dokusu Hastalığı Bağ Dokusu Hastalıkları Teşhisi sağlık seohaber
Bağ Dokusu Hastalıkları, Bağ Dokusu İltibahı Hastalığı Kiriş İltihabı Tendinit Nedir Aşırı yorgunluk ve yaralanmalar sonucu ortaya çıkar. Çoğunlukla kol ve bacakların kaldırıcı ve indirici kaslarında görülür. Belirtileri Hasta kirişler dokunulmayacak kadar ağrı yaparlar. Hareket sırasında sanki iki şey birbirine sürtünüyor-muş gibi gıcırtılı sesler duyulur. Süreci Hasta tedavi görmez ve tam iyileşme olmadan kaslarını çalıştırırsa, iyileşme olasılığı tamamen ortadan kalkar. Tedavi Kas yumuşatıcı merhemler ve losyonlar kullanılır. Ağrı kesici ilaçlar verilir. Hasta olan kasın bir süre kullanılmaması hastalığın iyileşmesini hızlandırır. Kemik İliği İltihabı Kronik Osteomiyelit İltihabın, ya doğrudan ya da kan dolaşımı ile, başka bir vücut bölgesinden bulaşması sonucu oluşan bir hastalıktır. Sağlık ve beslenme koşullarının bozuk olması hastalık eğilimini artırıcı bir faktördür. Genellikle, sağlık koşullarının bozuk olduğu bölgelerde ve özellikle çocuklarda görülür. Hastalık etkeni stafilokok aureus adlı bir mikro-organizmadır. Hastalık akut ya da kronik bir gelişim gösterebilir. Belirtileri Akut osteomiyelit vakasında, hasta organın iltihaplı bölgesinde aşırı duyarlık ve ağrı vardır. Hasta ateşli ve halsizdir. Kronik osteomiyelitte iltihaplı durum açık kırıklar ve yaralar sonrası görülür. Süreci Akut osteomiyelitte hastalık ilerledikçe iltihaplı kemiğin üstünde şişkinlik belirir ve deri kızarır. Kronik osteomiyelitte ise, hastalığın seyri düzensizdir. Arada sırada iltihaplı bölgede görünüşte bir iyileşme olur. Osteomiyelit Tedavisi; Organizmaların duyarlılığının saptanmasından sonra antibiyotik uygulanır. Gerektiği takdirde iltihap cerrahi yoldan akıtılmalıdır. Kronik osteomiyelit vakasında sekestr adını alan ölü doku söz konusu olduğundan, bu doku cerrahi olarak temizlenmelidir. Hasta organın alçıya alınması gereklidir.
bağ doku hastalığı bitkisel tedavisi